27 Kasım 2013 Çarşamba

HİNDİSTAN CEVİZLİ KURABİYE

 Çok hafif ve lezzetli bir kurabiye yine. İçi de dışı da hindistan cevizli üstelik. 
Malzemeler de her evde olan, kolay ulaşılır ise denememeniz için hiç bir sebep de yok üstelik.

Tarif"Beyaz Fırından Yeni Çıkmış Kurabiyeler" kitabından.

MALZEMELER (25 adet)
1 yumurta(55-60 gr)
1su bardağı + 1 çorba kaşığı toz şeker (110 gr.)
½ tatlı kaşığı vanilya özütü
125 gram tereyağı
2 çorba kaşığı bal
2 su bardağı + 1 çorba kaşığı (225 gr)un
3 yemek kaşığı(45 gr) hindistan cevizi
1 paket kabartma tozu

ÜZERİ İÇİN;
1 çay bardağı hindistan cevizi
Tereyağı ve şekeri çırpıp vanilyayı da ekleyelim.
Yumurtayı ilave edip yedirelim.
Balı ve hindistan cevizini ilave edip karıştıralım.
Un ve kabartma tozunu  eleyip ele yapışmayan bir hamur elde edene dek yoğuralım.
Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparalım. Yuvarlakları bir kaseye aktardığımız bir çay bardağı hindistan cevizinin içine atıp yuvarlayarak her tarafının hindistan cevizi ile bulanmasını sağlayalım.
Kurabiyeleri yağlı kağıt serip un elediğimiz fırın tepsisine dizelim ve 155-160 derecede önceden ısıtılmış fırında 12 dakika kurabiyeler çatlayıp üzerleri kızarana dek pişirelim.
Afiyet olsun.

14 Kasım 2013 Perşembe

GINITLI ÇORBA

Erzurum yöresinden bir çorba var bu kez menüde. Orjinal tarifinde erişte tze olarak yapılıyor ve kare kare kesilip çorbaya ekleniyor. Taze eriştenin hamuru için ise; un, su ve tuz ile ele yapışmayan bir hamur yoğruluyor. Hamur biraz dinlendiriliyor. Hamur oklava ile açıldıktan sonra, mantı keser gibi karelere ayrılıyor (ama daha küçük karelere).
Ben biraz kolay işi yapıyorum:) Hazır anneanne eriştesi kullandığım için ise içim rahat. Tek fark şekil olarak benim çorbada kare erişteler olmuyor. Gerçi bu sene sipariş verdim. Minik kare eriştelerim yakında elime ulaşacak.  
Bunun dışında aslında bu çorba bir yoğurtlu çorba. Ben kendimce damak tadıma göre bazı değişiklikler yaptım. Mesela gınıtlar asıl tarifte kızartılıp çorbaya ekleniyor direkt. Ama bu şekilde çorba ertesi güne kalınca gınıtlar şişip yumuşuyor ve benim o çok sevdiğim kıtırlıklarını kaybediyor. Ben tarifte kendi yaptığım gibi aktaracağım sizlere. Ama orjinali denemek isteyenler varsa naneyi yine gınıtlar ile yakıp çorbaya ekleyebilir. 
MALZEMELER
Gınıt için,
1 su bardağı un
Su
Tuz
1 tatlı kaşığı tereyağı
Çorba için;
1 kase yoğurt
1 adet yumurta
1,5 kase erişte
2,5 lt sıcak su
Nane, Tuz, Pulbiber, Reyhan
1 yemek kaşığı tereyağı 
Gınıt için, bir tabağa unu alalım. İçine tuz ve tereyağını alıp suyu azar azar ekleyerek ele yapışmayan bir hamur elde edene dek yoğuralım.
Hamuru 10 dakika dinlendirip cevizden biraz büyük bezelere ayıralım. Her bir bezeyi elimiz ile yuvarlayıp uzatalım. Bir bıçak yardımı ile minik minik keselim.  
Tavaya yağı alıp kızdıralım ve gınıtları önlü arkalı kızartalım.
**İşte  bu aşamada orjinal tarifte yemeğin tüm baharatı eklenip çorbaya katılıyor. Ama ben kase başı hesaplayıp o kadarını ekliyorum çorbaya. Kalan gınıtları bir kavanoza aıyorum. Emin olun daha lezzetli oluyor.
Hatta gınıtı bolca yapıp kızartıp derin dondurucuya bile atıyorum. Her seferinde gınıtla uğraşmıyorum böylece:)
Çorba için; Sıcak suyu derin bir tencereye alalım. Erişteleri ekleyip ara sıra karıştırarak pişirelim.
Ayrı bir yerde yoğurt ve yumurtayı karıştıralım.
Pişen eriştelerin suyundan bir kepçe alıp yoğurda ekleyelim. bu sayede yoğurt ılıyacak ve çorbaya ekler iken kesilmeyecek yoğurt.
Ilıyan yumurtalı yoğurdu erişteli suya ekleyip sürekli karıştırarak bir taşım kaynatalım.
Servis için çorbaları kaselere bölüştürelim. Gınıtları da üzerlerine gezdirelim.
Afiyet olsun.

NAR EKŞİLİ PIRASA

Şimdi bu da nereden mi çıktı? Tabi ki egeden. Denizlili bir arkadaşıma akşam yemeğine gittiğimde tattım ilk olarak. Annem de ben de çok severek yedik. Ardından tarif alındı tabi ki. Aslında çok alengirli bir tarif değil. Pırasa zeytinyağlı pırasa pişirir gibi pişirilip ılıyınca üzerine nar ekşisi gezdiriliyor. Minicik bir dokunuş ile pırasa harika bir lezzete dönüşüyor. Zaten çok sevdiğim bir sebzedir. Sık sık yapar yerim. Bu haline ise bayılıyorum. Nar ekşisinin tatlı-ekşi rahiyası çok yakışıyor pırasaya.
Hazır konu pırasa iken bir kaç ipucu da vereyim. Malum yapımı çok kolay gibi görünse de kıvamı tutturması zor  bir yemektir. Hele mutfakta yeniler için.
Pırasa seçerken  dikkat edilecek tek nokta kabukların kalın olmaması. Ben genelde köylülerden tazecik ve ince olanlarından alırım. Pazarda etrafa şöyle bir bakıın. Kimin önünde sebze meyve çok az 1-2 sepet ise o kendi tarlasından almıştır:) Bu da benden bir tiyo.
Pırasa yemeği mutlaka dinlendirilmeli. Ben 24 saat dinlenmiş pırasa yemeğini hiç bir şeye değişmem.
Bir de yeni öğrendiğim bir metot. Pişirirken pırasaların üzerine yağlı kağıt sermek. Yağlı kağıt pırasaların dağılmasını önlüyormuş. Ben denemedim. Ama ilk fırsatta deneyip fotoğraflayacağım. Bu sayede sunum daha bir güzel olacaktır eminim.

Yağlı kağıdı tecereye uygun kesmek için ise tencere kapağından yararlanarak yapılıyor.
Son olarak Arnavutların pırasa için söyledikleri bu söz çok hoşuma gittiği için sizlerle de paylaşmak istiyorum.
"Paaasa olsa yemem" demiş Arnavut.....Şimdiden kolay gelsin.
MALZEMELER
500 gr pırasa
2 adet orta boy havuç
3 yemek kaşığı nar ekşisi
1 çay bardağı zeytinyağı
1 adet küp şeker
2 yemek kaşığı pirinç
1 adet kuru soğan
1 yemek kaşığı biber salçası
1,5-2 su bardağı su
Karabiber, pul biber,tuz

Pırasaları ve havuçları ayıklayarak doğrayalım (pırasaların ilk katlarını mutlaka soyun).
Tencereye zeytinyağını alıp kızdıralım. Yemeklik doğradığımız soğanı atıp ölene dek ara sıra karıştırarak kavuralım. Havuçları ekleyip bir dakika daha kavuralım. Salçayıda ekleyip bir iki karıştırıp kavurmaya devam edelim.
Pırasaları havuçlara ekleyip tüm malzemeleri 1 dakika daha kavuralım.
Tuz,karabibe, pul biber, şekeri ekleyip ocağın altını kıstıktan sonra tencereninde kapağını kapatıp pırasalar suyunu salana dek pişirelim.
Pirinci yıkayıp südürelim.
Suyunu salan pırasaların(Bu arada rengide hafif dönmüş olacak) ortasını havuz gibi açıp pirinci oluşan bu havuza ekleyelim.
Pırasaların saldığı suya göre su ilave edelim. Suet olsun.yun pırasaların üzerini geçmemesine dikkat edelim.
Ocağın altını açıp pırasanın suyunu kaynamasını sağlayalım. Ardından ocağı kısıp yaklaşık 20 dakika pırasaları pişirelim.
Ilıyan pırasaya nar ekşisini gezdirelim.
Ben pırasayı ılık olarak severim. Ama siz soğuk seviyor iseniz o şekilde servis edin.
Afiyet olsun.

13 Kasım 2013 Çarşamba

AŞURE




Aşure, diğer bir adı tufan yemeği veya  şükran çorbası….Adı her ne olursa olsun kültürümüzün bir parçası. Çok eski bir anadolu geleneği.  
Pişiriliş şekli ve içindeki malzemeler ile yöresel olarak farklılıklar gösterir. Içine 7 çeşit koyulur diyen de olur, 41 çeşit olmazsa olmaz diyenlerde. Benim 250 çeşit imiş içindekiler diye de duymuşluğum var. Biraz  abartı bir rakam Kabul ediyorum. Rivayet olma ihtimali çok.
Önemli olan aslında sadece paylaşmak. Paylaşmanın hazzını yaşamak. Bir diğer anlamı ise evlere getirdiğine inanılan bolluk ve bereket.
Bizim oralarda evinde kızı olan her ev muhakkak yapıp en az 7 haneye dağıtır. Bu da bizim inancımız. Sizin için anlamı ne?
MALZEMELER
2 su bardağı buğday
1 su bardağı nohut
1 su bardağı kuru Fasulye
2 yemek kaşığı pirinç
200 gr kuru Üzüm
100 gr kuş üzümü
100 gr kuru İncir
100 gr kuru Kayısı
100 gr dut kurusu
100 gr fıstık
2 su bardağı şeker
2 adet çubuk tarçın
5-6 adet karanfil
1 çay bardağı portakal çiçeği suyu(var ise)
1 yemek kaşığı portakal kabuğu rendesi(Kabuğun altındaki beyaz kısımlar acılık vereceği için bu kısımların rendelenmediğinden emin olalım.)
2 adet ekşi elma
15-20 su bardağı su
1 çay kaşığı tuz
Üzeri için;
Çekilmiş ceviz içi, badem,fındık, tarçın, nar taneleri
İstenir ise; Hindistan cevizi, kiraz şekerlemesi

Buğdayı bir gece önceden üzerini geçecek kadar  su ile bir taşım kaynatıp kendi suyunda bir gece bekletelim.
Kuru fasulye, nohut ve üzümü yıkayıp ayrı kaplarda bir gece önceden ıslatalım.
Ertesi gün buğdayı süzüp büyük bir çelik tencereye aktaralım.

15 su bardağı su ekleyip kısık ateşte kaynatalım. Buğday ve diğer baklagiller ne kadar kısık ateşte pişer ise kıvamı kokadar açılıp helmelenecektir.
Buğdayın üzerinde biriken köpüğü bir kevgirle alıp tencerenin kapağını kapatalım ve buğdaylar patlayıp yumuşayana kadar kaynatalım. Orta ateşte buğdaylar ortalama 1,5 -2 saatte açılırlar.
Fasulye ve nohutu süzüp ayrı kaplarda haşlayalım.
Buğdayın suyu un çorbası kıvamına gelmek üzereyken nohut ve kuru fasulyeyi ekleyelim. Koyulaşmaya başlayana kadar iyice kaynatalım.
Ardından sırasıyla fıstık, kuru üzüm, ince kıyılmış kuru kayısıyı ve rendelenmiş portakal kabuklarını ekleyip karıştıralım.
Bir kaç taşım kaynatalım.

Karanfillerin kafalarını ezelim vebuğdaya ekleyelim.
Ayrıca 5 er avuç ceviz içi(dövülmüş)fındık,soyulmuş badem ekleyelim.
Bir müddet daha kıvamlanması için aşureyi kaynatalım. bu arada aşureyi sürekli karıştırmayı unutmayalım ki dibi tutmasın.
ardından kuru meyveleri minik minik doğrayarak (12 adet kuru kayısı,10 adet kuru incir,5 avuç kuş üzümü,3 avuç kuru üzümü ekleyip son olarak da tarçın çubuklarını ekleyip karıştırmaya devam edelim.
aşure piştikçe suyu azalacaktır. Kıvamını çok da cıvık yapmadan ara sıra sıcak su ekleyelim. 
Şimdide eğer var ise portakal kabuğunu ve tuzu ekleyelim.
 Finalde şekeri ekleyip karıştırmaya devam edelim. Ardından portakal çiçeği suyu var ise ekleyip eğer şeker az gelmiş ise ayarlayalım.(Aşure piştikten sonra şeker tadı bir miktar azalır. Tadı bunu düşünerek ayarlayalım.)Şekeri ayarladıktan sonra aşureyi ocaktan indirmeden kabuklarını soyup küp küp doğradığımız elmaları da ekleyip aşureyi ocaktan alalım.
(Kıvamını koyu tutulmak istenir ise bir çay kaşığının ucuyla aldığımız çok az buğday nişastasını 2 yemek kaşığı gül suyunda eriterek aşureye ekleyelim ve 1 - 2 dakika daha kaynatalım.)
Aşure piştikten sonra sıcakken kaselere boşaltalım. Kepçeye aşureyi diplere daldırarak ve tencereyi karıştırarak alalımki tüm malzemeler eşit olarak tüm kaplara dağılsın.
Soğuyunca üzerini ceviz içi, antep fıstığı, kuş üzümü, tarçın ve nar taneleri ile süsleyerek servis yapın.
Not: Bir yanda sıcak suyu her daim hazır bulundurun. Çünkü koyulaştıkça ekstradan su eklemek gerekebilir.

Ben bu mevsimdeki portakalın kabuğu acı olduğu için eklemedim.Daha bir tatlanığı zaman eklenir ise çok güzel bir rahia verir.
Aşure sıcak iken süslenir ise aşure kaymaklanmayacağı için tüm üst malzemeler dibe çöker.

Bereketi bol olsun. Afiyet Olsun...

3 Kasım 2013 Pazar

DÖRT ÇİKOLATALI KEK

Şöyle bol çikolatalı ve yaş bir kek yapacağımı düşünürken hafif nemli bir kek yaptım. Hayal kırıklığına mı uğradım? Hayır elbette.
Kek gerçekten muhteşem. Nette gezinirken gördüm. Orjinal adı"Quadruple Chocolate Loaf Cake" Anlayacağınız gibi ispanyol menşeili bir kek. Bol çikolatalı olması benim ilgimi çekmesi için yeterli apımı bir keke göre ilginç. Mayalı hamur yapar gibi kek yapıyorsunuz. Ama içiniz rahat olsun. Malzemeleriniz israf olmayacak. 
Tarif için tık tık.
MALZEMELER
KEK İÇİN:
1+ 2/3 cup un
1/2 çay kaşığı kabartma tozu
1/4 cup kakao
1+ 1/3 cup şeker
170 gr tuzsuz tereyağı
2 yumurta
1 yemek kaşığı vanilya özütü
1/3 cup ekşi krema(sour cream)
1/2 cup kaynar su
1 cup bitter çikolata(%70 kakao aranlı)
ŞURUBU İÇİN:
1 çay kaşığı kakao
1/2 cup su
1/2 cup şeker
Tüm malzemeleri oda sıcaklığına getirelim.
Çikolatalarıir bıçak yardımı ile kazıyalım.
ÜZERİNE; 40 gr bitter çikolata rendesi
Öncelikle tüm malzemeleri oda sıcaklığına gelmeleri için buz dolabından çıkartıp bir müddet bekletelim.
Katı malzemeleri,Un,Kabartma tozu,Kakaoyu ayrı bir yerde karıştıralım.
Fırını 170 dereceye ayarlayıp ısıtmaya başlayalım.
Unlu karışımın ortasını açalım ve yumurta, vanilya özütü, ekşi krema ,tereyağını alalım. Tel bir çırpıcı ile tüm malzemeleri karıştıralım.
Kaynar suyu yavaş yavaş ilave edelim. Bu aşamada spatula kullanarak kaynar suyu hamura yedirelim. Çikolata parçalarını da ekleyip hamura iyice yedirelim.
Baton bir kek kalıbının (20 cm.lik bir yuvarlak kalıba veya küçük boy ortası delik bir kek kalıbı da olur) tabanını tereyağ ıle yağlayıp unladıktan sonra kamuru dökelim.
Kalıbı fırına verip 50-60 dakika pişirelim.
Kek fırından çıkmadan önce sosu hazırlayaım. Bunun için tüm malzemeleri bir sos tenceresine alıp kısık ateşte yavaş yavaş karıştırarak özleştirelim. Ocağın altını biraz açıp sosu 5 dakika boyunca kaynatıp kalınlaştıralım.
Fırından çıkan sıcak keke şurubu dökelim ve soğuyunca dördüncü ve son çikolatayı yani taşal haline getirilmiş çikolata parçalarını serpelim.
Afiyet olsun.
 

2 Kasım 2013 Cumartesi

GÖKKUŞAĞI BÖREK

Çoğumuz biliyor bu tarifi biliyorum. Sunumdaki göz dolduruşına bayılıyoruz. Ben de yıllardır yaparım. Zamanla benim börek tarifim biraz değişti. Şöyleki;
İlk başta 6 yufkadan her iki yufkada bir farklı bir harç ile (Toplamda üç farklı harç) yapardık bu böreği. Sonra bu şekli ile tabaklarda diğer sunumlara daha az yer kaldığını farkedince böreği küçültmeye karar verdil.
Üç farklı harç yerine tüm harcı ikinci yufkanın üzerine serip üçüncü yufkadan sonra rulo yapıp iki parmak kalınlığında dilimleyince daha bir derli toplu oldu börekler. birde bizim evde börek  sosu 1 e 3 oranında su ve sıvı yağ ile yapılır. İnanın çıtır çıtır börekler oluyor. Bu şekilde seviyorsanız tavsiye ederim.
iç harcına gelince ben bu gün bir kısmını peynirli, bir kısmını kıymalı yaptım. Siz keyfinize göre çeşitlendirebilirsiniz.
MAZLEMELER
6 adet yufka
1/3 cup sıvı yağ
2/3 cup su
1 kg ıspanak
2 adet orta boy soğan
2 adet kapya biberi
125 gr beyaz peynir
125 gr kıyma
Tuz,karabiber,pul biber
1 adet yumurta
2 yemek kaşığı yoğurt
Susam,çörek otu

Ispanakları temizleyip yıkadıktan sonra orta kalınlıkta doğrayalım.
Soğanları yemeklik kıyıp çok az yağ ile kavuralım.
Kapya biberi yıkayıp minik minik dilimleyip kavrulan soğana ekleyelim. En son ıspanakları ekleyip çok az sadece ıspanaklar sönene kadar pişirelim.
Kıymayı ayrı bir tavada kavurup bir kenara ayıralım.
Peyniri çatalla ezip ufalayalım.
soğuyan ıspanak harcının ikiye ayıralım.
Düz bir zemine 1. yufkayı serip üzerine sosdan kaşık yardımı ile yayalım. 2.kat yufkayı da serip tekrar yağlama işlemini tekrarlayalım.
Ispanağın yarısını yufkanın üzerine serip ufaladığımız peynirleri ıspanakların arasına yayalım.3. kat yufkayı serip son kez yağladıktan sonra yufkayı rulo olsrak sarıp büyük bir tepsiye aktaralım.
Kalan 3 yufkayıda ama bu sefer kıymalı olarak sarıp tepsiye alıp buzdolabına kaldıralım. Bir gece bu şekilde bekler ise sosunu güzelce çekeceğinden börek daha bir güzel oluyor ama sizin vaktiniz yok ise 1-2 saat bekletebilirsiniz.
Hamur rulolarını iki parmak kalınlığında dilimleyip yağlı kağıt serili fırın tepsisine yan yatırarak dizeli.
Bir yumurta sarısına 2 kaşık yoğurt ekleyip çırpalım. Bu harcı hamur rulolarının üzerine sürelim.
en son susam ve çörek otu serpip fırında üzeri kızarana dek pişirelim.
Sıcak servis edelim. Afiyet olsun.

CEVİZLİ AY

Kış kendini göstermeye başladı. Evlere kapandık bile çoğumuz. Kış aylarının samimiyetinin nedeni bu mecburiyet olsa da ailecek geçirilen vakitlerin artması elbette çok güzel.Kıymetini kaybettiğimizde anladığımız anlar bunlar. Öyle çabuk gelip geçiyor ki. Bir bakmışsınız ayrı ayrı hayatlar kurulmuş. Kuşlar yuvadan biir bir uçup gitmiş. Gerçi şimdilerde iletişim görsellikte kazanınca hasretler bir nebze de olsa daha az hissediliyor. Ancak sıcacık bir sarılmanın yerini nasıl doldurabiliriz ki?
Evlerimiz sohbet eksik olmasın. sohbetin yanında sıcacık bir çay. Çayın yanın damı. İşte size bir öneri;
MALZEMELER;
1 paket(125gr) tereyağı
1/2 cup su
2,5 su bardağı un
1/2 cup pudra şekeri
1 paket kabartma tozu
İÇ HARCI İÇİN;
1/2 cup ceviz
1/2 cup şeker

Unu, kabartma tozu ve pudra şekerini derin bir yoğurma kasesine alın. Üzerine oda sıcaklığındaki tereyağını ve suyu ekleyelim.
Ele yapışmayan bir hamur elde edinceye kadar yoğuralım ve beze haline getirerek üzerine nemli bir mutfak havlusu örtüp 15-20 dakika kadar hamuru dinlendirelim.
Fırını 180 dereceye ayarlayıp ısıtmaya başlayalım.
Kurabiye hamurundan ceviz büyüklüğünde parçalar kopartıp  önce elimiz ile yuvarlak açıp ortasına iç harçtan bir çay kaşığı koyup rulo yapıp ay şekli verelim.
Tüm kurabiyeleri fırın tepsisine dizip, 20-25 dakika kadar fırınlayalım.
Fırından çıkan soğumuş kurabiyelere pudra şekeri serperek servis edelim.
Afiyet olsun..

27 Ekim 2013 Pazar

EVDE KEFİR YAPMAK

EVDE KEFİR yapmak ayrı bir keyifmiş........
4 Aydır bizim evde her gün kefir mayalanıp tüketiliyor.  Belki i çiniz de kefir mayalamaya yeni başlayanlarınız vardır.  Belki de mayalamayı düşünenleriniz. Geçen bu dört ayın deneyimlerimi, kefirin faydalarını anlatmak istiyorum bu gün.

Öncelikle yararlarından bahsedelim mi ne dersiniz?
**Kefir muhteşem bir prebiyotik kaynağıdır.
**Sindirim sistemini güçlendirir.
**Antimikrobiyal aktiviteyi üst düzeyde tutar.
**Besinler ve barsaklardaki emilim sağlayıcı yüzeyler açısından patojen mikroorganizmalarla yarışarak mukozal adezyonlarını ve beslenmelerini önler.
**Antitoksin üretir( zararlı toksinleri yok eden madde )
**İmmün fonksiyonları güçlendirirler.
**Gastrointestinal sistemi enfeksiyonlardan korurlar.
** Allerjik reaksiyonlardan koruyucu özellik taşırlar ve alerjik koliti önler.
**Antioksidant ( kanser karşıtı ) özellik gösterirler.

Nasıl tüketire gelin ce…..
*Ayran tadını andırdığı için ister sade ister yemeklerle,
*Sabah kahvaltısında 4 kaşık yulafa 10 adet badem biraz kefir. İşte sağlıklı bir kahvaltı.
Eğer kefirin tadını sevmediyseniz sevdiğiniz bir meyve ile birlikte 1 çay kaşığı vanilyayı kefirle karıştırıp tüketebilirsiniz.
Şimdide kefirin mayalanmasını anlatalım mı?
Öncelikle Malzemelerimizi ayarlayalım. Bunun için en önemli malzeme kefir mayası. Nereden bulurum demeyin. Artık aktarlarda bile satılıyor. Birde üniversitelerin gıda bölümlerinden temin edenler olmuş benden söylemesi.
Ayrıca  kefir mayalamanın püf noktalarından bahsedeyim. Hijyen çok önemli. Tüm malzemeler güzelce yıkanıp bol su ile çok iyi bir şekilde durulanmalı. Kefir canlı bir organizmadır ve küstürmeye gelmez.
Kesinlkle metal hiçbir malzeme kullanılmamalı. Tüm malzemeler ahşap, plastik gibi malzemelerden oluşmalıdır.
Kefiri eğer mayalayamayacaksanız Yine cam bir kavanoza alıp üzerini geçecek kadar klorsuz su ilave edip buzdolabının kapağında iki ay saklayabilirsiniz. Süt ile birlikte derin dondurucuda saklayanlar varmış ama ben denemediğim için bir şey söyleyemeyeceğim.
MALZEMELER
Süzgeç.
Derin bir kap.
Cam kavanoz.
Tahta kaşık.
Tabi ki kefir mayası.
Süt.

***Kefiri ilk defa mayalayacağımızı farz edip anlatmaya başlıyorum.
Öncelikle kefiri süzgecimize alıyoruz. Akan suyun altında güzelce çok da zedelemeden yıkıyoruz. Burada tahta kaşıktan yardım alınabilir.

Yıkadığımız kefir tanelerini cam bir kavanozun içine kaşık yardımı ile aktarıyoruz. Kavanozu mümkünse cam kapaklı olanlardan seçin.
Kavanozdaki kefirin üzerine süt döküyoruz. Burada önemli olan öncelikle kefirin üzerinin süt ile kapanması. Bir de evdeki kişi sayısı. Eğer ev hanesi kalabalık ise sütü daha fazla da koyabilirsiniz. 1 lt süt için 15-20 gr kefir tanesinin yeterli olduğunu unutmayın. Sütü daha az koyabilirsiniz ama bu oranıaşmamaya gayret gösterin. Zaten siz onlara baktıkça kefir taneleri çoğalıp artacaklar. Sizde konu komşuya, eşe-dosta dağıtıp mutlu olacaksınız.
 
Süt ile doldurduktan sonra ağzını kapatıp eğer bulunduğu ortam soğuk ile kavanozun etrafı bir mutfak havlusuna sarılıp güneş görmeyen bir köşeye kaldırılır. 24 saat veya 48 saat mayalandırıla bilir. Eğer 24 saat mayalarsanız kefir biraz daha tatlı olur. Ben bir kere denemek için 48 saat beklettim. Çeok da ekşi değil di ama günlük yapıldığında daha bir tatlı olduğu kesin. Hem her gün kefir tüketmek ayrıca bir keyif. 
24 saat sonra ki görüntü.
24-48 saat sonra. Hangisini tercih ettiyseniz. Kavanozu tezgâha alalım. Derin bir kabın üzerine süzgeci oturtalım. Kavanozdaki mayayı süzgece dökelim. Çeşmeyi çok kısık açıp kefiri çeşmenin altına alıp tahta kaşık ile yavaş hareketler ile karıştırarak kefirin üzerinden ayranın akıp bir alttaki kaba akmasınısağlayalım.
 
Ayranı akıttıktan sonra süzgeci bir kenara alıp ayranıbardaklara bölüştürüp isterseniz biraz soğuması için buzdolabına kaldıralım. Veya direk tüketelim.
Kefir kavanozunu güzelce yıkayalım.
Süzgeçteki kefiri yine suyun altına alıp bu sefer suyu bolca açıp kefir tanelerini çok iyi yıkayalım. Ve mayalama işlemine başlamak için kavanoza alalım. Üzerini geçecek kadar süt koyup tekrar sarıp kaldıralım. İşte hiç zor değil değil mi?
Afiyet olsun.

20 Ekim 2013 Pazar

KARNABAHAR VE BROKOLİ TUŞUSU

Biliyorsunuz ara sıra turşu denemelerim oluyor. Yıllar hemde yıllar önce ilk turşu denemem hüsranla sonuçlanınca bu hayalimi rafa kaldırmıştım. Bu işi bir bilenden görerek öğrenmek gerek diye turşu yapma hevesimi kursağımda bırakarak sabırla beklemişdim.
Kabul ediyorum biraz da üşengeçlikten. Turşu yap ile başlanırsa bu işe ilk olarak hüsran kaçınılmazmış. Ne bileyim. Benim amacım aslında turşunun olmasını garantilemekti. Ne gaflet....
Neyse efendim benim tekrar cesaretim nereden mi geldi. Artık annemin yanındayımda ondan. Bir kaç yıldır gözlemliyorum onu. Hele geçen sene bir yeşil domates turşusu yaptım tadına bakanların sayısı azdı ama yorumları beni pek bir yüreklendirmiş idi. Malesef bu tarifden pek bir şüpeli olduğum için fotoğraflamamıştım. Bir ay sonra açıpta çok beğenilince işin doğrusu çok üzülmüşdüm fotoğraflayamadım diye. Bu senede başka işlerin arasında kaynadı gitti benim turşu. İşallah seneye vereceğim tarifi. Biraz merak edin diye söylüyorum. Bu tarif o yediğimiz klasik domates turşusu değil.
Neyse bu güne dönelim biz.Ufaktan ufaktan öğrenmeye çalışıyorum demişdim ya . İlk tarifim gerçekten çok basitti kabul ediyorum. Ama ikinci kocabaş turşum ile bir tık daha ileri gittim sanırım. Ve bu seneki kış hazırlıklarına bir turşu daha ekleyip renkli kolay ve lezzetli bir turşu daha yaptım.
Deneyeceklere afiyet olsun.
Turşu suyu için kendi yaptığım yöntemi yazmaya çalıştım. Önemli olan 1/3 oranın oluşması. 1 ölçü sirke, 2 ölçü su oranını sabit kalsın yeter.Tarif dokuzuncu bulut.
Orta boy bir kavanoz için;
MALZEMELER

150 gr karnabahar çiçekleri
150 gr çiçek brokoli
3 orta boy havuç
1 adet kapya biber / halka doğranmış
5  iri diş sarımsak / bıçakla hafifçe ezilmiş
2 adet kurutulmuş acı biber
3 adet defne yaprağı
1 çay kaşığı kişniş tohumu
1/2 çay kaşığı kırmızı pul biber
1/2 çay kaşığı tane üç renkli karabiber
SALAMURA için;
Yeteri kadar tuz
1 cup sirke
2 cup  su
5-6 dal maydanoz sapı
3-4 dal dereotu / mevsiminde kereviz yaprağı

Karnabahar ve brokolileri küçük çicekler halinde kopartalım. Havucu verev olarak dilimleyelim. Kapyaları ise halka halka dilimleyelim.
Sebzeleri buharda hafif diri kalacak şekilde pişirelim.
Ayrı bir yerde buzlu su ayarlayalım ve hafif pişen sebzeleri renklerini koruması ve pişmesinin durması için çıkarır çıkarmaz bu suya atalım.
Sarımsakları benimki gibi çok iri ise ikiye bölüp yan çevirdiğimiz bıçak ile hafifçe ezelim.
Kavanozun en altına 1 diş sarımsak ve 1 adet defne yaprağı yerleştirelim.
Hazırladığımız sebzeleri karışık olarak kavanoza yerleştirelim.
Kırmızı kurutulmuş biberi kavanozun ortasına ve en üst kısmına yerleştirelim.
Aralarına kalan sarımsak ve bir adet defne yaprağını ekleyelim.
Salamurası için; Sirke ve suyu bir sos tenceresine alalım. Kalın tuzu ekleyip suyun dilimizi yakacak kadar tuzlu olmasını sağlayalım. Tuz eriyene kadar kısık ateşte tuzlu ve sirkeli suyu ısıtalım.
Kuru baharatları kavanozdaki sebzelerin üzerine yerleştirelim.
En son kırmızı kuru biberi yerleştirip üzerini defne yaprağı, dereotu ve maydanoz sapları ile kaplayalım.
Ardından ocaktan alıp soğuttuğumuz tuzlu ve sirkeli suyu ekleyelim.
Su eğer eksik kalır ile 1 cupun 1/3 ünü sirke geri kalanını kaynamış soğumuş su ile tamamlayıp Kavanoza ilave edelim.
Son olarak kavanozun kapağını sıkıca kapatalım.
Turşu bir haftada hazır. Ben yemeye başladım bile. Siz hala duruyormusunuz:)
Afiyet olsun.

10 Eylül 2013 Salı

YEŞİL DOMATES YEMEĞİ

Artık bahçeleri toplamaya başladık. Yaz sebzeleri bizim bahçede tükenmeye yüz tuttu. Artık kızarmayacak olan domatesler her evde değerlendirmek adına turşuluklara ekleniyor. benim ise bilmeyenlere alternatif yeşil domates yemeği tarifim var.
İlk başta tadını bilmeyene burun bükülesi gelebilir. Biz ailecek o kadar çok sevdik ki bu sene bahçeden bazı domatesleri kızarmadan toplayıp bir iki kez yaptık.
Tadını tarif etmem gerekir ise hafif ekşili bir menemen yiyormuşsunuz gibi gelecek ilk başta. Ayrıca da  sarımsak ve pirinç ile bizim buraların pirinçlisinede çok yakın bir tat.
Haydi bakalım denemek isteyenler bahçelere...... 
Ben görseli güzelleştirmek adına yeşil domateslerin hafif kızarmışlarınıda kullanıyorum. Olgun kırmızı domatesleri ise ekşi tadı dengelemek için ekliyorum. Siz isterseniz tamamen yeşil domateslerdern yapabilirsiniz. O zaman ekşilik biraz fazla olacaktır elbette.Tercih sizin..
MALZEMELER
1 kg yeşil domates (olmamış, gök domates)
2 adet domates
10 adet küçük domates
2 adet soğan
1 adet tatlı kırmızı biber
1/2 çay bardağı zeytinyağı
1 çay bardağı pirinç veya bulgur
1 tatlı kaşığı tuz
1/2 demet maydanoz
Soğanları yemeklik doğrayalım.
Tencereye zeytin yağını alıp önce dövülmüş sarımsağı ardından da soğanları katıp kavuralım.
Elma dilimi doğradığımız domatesleri ve yemeklik doğradığımız kırmızı biberi de ekleyip kavurmaya devam edelim. Ardından yıkayıp süzdüğümüzıp tencerenin altı pirincimizide ilave edip tuzunu da katıp tencerenin kaopağını kapatalım ve yemeğimizin kendi suyunda pişmesini sağlayalım.
1-2 dakika sonra var ise çeri domates ilave edip tekrar tencerenin kapağını kapatıp 10 dakika daha pişirelim.
Afiyet olsun..

8 Ağustos 2013 Perşembe

5 Ağustos 2013 Pazartesi

HİNTPARE

Kaç gündür aklmıa düşmüş idi bu tatlı. Hafif gevrek tadını çok severim. Emine ablamda pek güzel yapar. Tarif ondan alındı.
Kalbura bastı, şekerpare ,hintpare...Aslında hamur olarak aynı olmasına rağmen farklı şekil verilip farklı adlandırılıyorlar. Hint pare hariç..Onun hamurunda eksta hindistan cevizi var.
MALZEMELER
250 gram margarin
1 cup irmik
1 cup hindistan cevizi
Aldığı kadar un
1 paket kabartma tozu
1/4 tbsp vanilya extrat
2 yumurta(birinin sarısı üzerine)
Şerbeti için;
3,5 su bardağı şeker
3,5 su bardağı su
1-2 damla limon suyu

Şerbeti için; tencereye şeker  ve suyu alalım. 10 dakıka kadar kaynatalım. İndirmeye yakın limon suyu damlatıp 5 dakika daha kaynattıktan sonra tencereyi ocaktan alalım.
Fırını 170 dereceye ayarlayıp ısıtmaya başlayalım.
Oda sıcaklığında margarin, yumurta, irmik,hindistan cevizini genişce bir kaba alıp elimiz ile karıştıralım.

Kabartma tozu ve vanilya özütünü ilave edelim.
Unu azar azar ekleyelim. Bir yandanda yoğurmaya başlayalım.Yumuşak birhamur elde edelim.(ben yarım ölçü yaptım ve 20 silme yemek kaşığı/tbsp ölçüsü ile/un kullandım)
Hamuru bezelere ayırıp her bir bezeyi yuvarlayalım.(Ben yarım ölçü ile 20 adet beze yaptım.)
Her bir bezeye şekil verelim.Çatalla hamur toplarının üzerine çizik atalım.
Ayırdığımız yumurta sarısını hamurların üzerine sürelim.
Fırında üzeri kızarıncaya kadar 25 dakika pişirelim. ben biraz kırmızı sevdiğimden fazladan pişirdim. Siz sevmezseniz 20 dakika da yeterli olur.
Fırından çıkan tatlı sıcak iken soğuk şerbeti dökelim.
Tatlı şerbetini çekince hindistan cevizi ile süsleyip servis edelim.
Afiyet olsun...

3 Ağustos 2013 Cumartesi

ARPA YANDI ÇORBASI

Yine farklı bir çorba tarifim var bu güm. Hem pratik hem lezzetli. Garnitür yerine ben evde olan haşlanmış bezelyemi kullandım. Patates ve havucuda küp doğrayıp kendim haşlasım. Eğer benim gibi konservenin tadını yapay buluyorsanız tavsiye ederim. 

Orjinal tarifde haşlanmış mısır yoktu ama ben bir karadenizli olarak çok sevdiğim bu tadı da ekledim.
MALZEMELER
1 su bardağı arpa şehriye
1 su bardağı garnitür
½ su bardağı haşlanmış mısır
2 su bardağı yoğurt
2 çorba kaşığı un
2 çorba kaşığı tereyağı
2 çorba kaşığı sıvı yağ
Kaynar su
½ demet kıyılmış maydanoz
Tuz, pul biber

Yağları tencereye alıp ocağın altını açalım.
Şehriyeleri ekleyip renkleri dönene dek kavuralım.
Üzerlerine yeterince kaynar su ilave edip garnitürüve mısırları da ekleyip 15 dakika pişirelim.
Terbiyesi için yoğurt ve unu çırpalım. Çorbanın suyundan alıp terbiyeyi ılık hale getirerek çorbaya ekleyelim.  
En son çorbaya tuz ve pul biberi ekleyip bir iki taşım kaynatıp ocağın altını kapatalım.
Afiyet olsun.